Mühendis kime denir?

Mühendis sözcüğü Arapçada hendese (geometri) ile meşgul olan, geometri bilen kişi anlamına gelmektedir.

Türk Dil Kurumu'na göre mühendis, İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, gemi, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimsedir.

Modern anlamda mühendis, bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi tekniker ve teknisyenlerin uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren kişidir. mühendislik işini yapan insanlara mühendis adı verilir.

Tarihçe

Sahip olduğu düşünme yeteneği, akıl ve zihin insanı hayvandan ayıran başlıca özelliklerdir. İnsanlık var oluşundan beri, önce yaşam mücadelesi vermek için birbirleriyle ve çevreyle uyum sağlamaya çalışmış; sonraları da yaşamını kolaylaştırmak ve iyileştirmek için sürekli arayış içinde olmuştur. Sosyal ve kültürel gelişmeler sağlandıkça başta ana bilim dalları olmak üzere insanlığın neredeyse başlangıcından itibaren bilimsel araştırmalar hep devam etmiştir. Bilim; insanlığın rahat yaşam biçimini sağlama aracı olarak teknolojiyi sunmuştur. Bu; bugün de artan bir ivmeyle devam etmektedir.

Mühendisliğin tekerleğin icadı ile başladığı söylenebilir. Belki de tüm zamanların en önemli icadıdır tekerlek. M.Ö. 3500 - 3200 yılları arasında Mezopotamyalı meçhul bir kaşif, çömlekçi tekerleğini alıp 90 derece çevirir. İki tekerleğin arasına bir dingil yerleştirir ve böylece taşımacılıkta kullanılan ilk tekerlek ortaya çıkar (Bilim Atlası, s. 20). Ancak teknolojik tarihlere bakıldığında ürünlerin ortaya çıktığında, yalnızca hayatta kalma çabasının olmadığı görülmektedir. Nitekim M.Ö. 3500’de bulunan tekerleğin M.Ö. 3000’de Hindistan’da, M.Ö. 2000’lerde Mısır ve Çin’de tekerlekli araçların kullanıldıkları görülmektedir (İnam, A. s. 26).

Dolayısıyla tarih süresince mühendisliğin sadece insanların ihtiyaçlarından kaynaklanmadığı; coğrafi, sosyal ve kültürel farklılıklarının da etkili olduğu anlaşılmalıdır.
Aslında mühendislik mesleği tarihi, Mısır hiyerogliflerine kadar götürülmektedir. Bu yazıtlarda M.Ö. 2800’lerde “çalışanların başı”ndan söz edilmektedir. Bu; bugünkü anlamıyla, o zamanın mühendisi, mimarı anlamına gelmektedir. Mesleğimizin tarihteki öncülerinin; inşaatların başında duran, yöneten kişiler, bir bakıma ustalar olduğu görülmektedir.

Bu ilk mühendis­ler arasında, basamaklı Saggarah piramidinin ve çevresindeki tesislerin yapımını yöneten, Firavun Zoser’in başbakanı Imhotep sayılabilir.
Çok eski ve gizemli bir halk olan Sümerler, yazılı tarihin başlangıcında Güney Mezopotamya’da, dünyanın ilk mühendislik uygulamalarını oluşturan kanallar, tapınaklar ve surlar inşa etmişlerdir. Mezopotamya’nın diğer sakinleri Babiller ve Asurlular ise yine mühendislik adına önemli eserler vermişlerdir. Babil’i M.Ö. 1850-1750 yılları arasında 43 yıl yöneten büyük kral Hammurabi, kendi adını taşıyan yeni ve kapsamlı bir kanunname derlemiştir.

Kötü inşaat uygulamalarına izin verenlere cezalar getiren bu ünlü kanunname, günümüz inşaat kanunlarının bir önceli olarak görülmektedir (Mühendislik bilimi ve tarihi). Hammurabi’den 3850 yıl, yani 40 asır sonrası günümüz Türkiye’sinde bu kanunlar layıkıyla uygulanmış olsaydı Van ve daha önceki depremlerdeki felaketlerin bilançoları bu kadar ağır olur muydu? Tarihi araştırmalardan anlaşıldığı gibi mühendisliğin başlangıcı inşaat ile olmuş, ilk mühendis inşaatın, çalışanların başında olan kişi olarak nitelendirilmiştir. Böylece ilk plan ve inşaat uzmanları eski Mısır uygarlığında ortaya çıkmıştır.

Buna karşılık M.Ö. 600’den başlayarak Doğu Akdeniz’de hüküm süren eski Yunanlılarda sanat, edebiyat ve felsefe konuları ön plana çıkmış; bu durum mühendisliğin gelişmesine bir çeşit gölge oluşturmuştur. Buna rağmen mekanik teknolojisinde yaratıcı olmayı bilmişlerdir. Archimedes, bileşik makaraları, hidrolik vidaları, büyüteci ve çeşitli savaş makinalarını icat etmiştir. Yunanlılar deniz kültürüyle iç içe olmalarının bir sonucu olarak limanlar ve dalgakıranlar yapmışlardır.

Yine dünyanın ilk deniz fenerinin inşaatına bu dönemde başlanmıştır (M.Ö. 600). 113 metre yüksekliğinde olan bu fener antik dönemde dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinmektedir (Alexandria limanındaki Pharos feneri). Yunanlıların aksine, Romalılar matematiksel mantıktan ve bilimden çok deneyime güvenen pratik inşaatçılardı. Yapıları tasarım açısından basitti. Genellikle sanat ya da estetikten çok işleve önem veriliyordu. Romalı inşaatçılar mühendisliğe önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bunlar arasında, ileri inşa yöntemlerinin geliştirilmesini, sulu çimentonun keşfedilmesi, şahmerdan, ayak gücüyle çalışan vinçler, ahşap kovalı çarklar gibi bir dizi inşaat makinalarının tasarlanması sayılabilir.

Mühendis sözcüğün kökeni

Mühendis sözcüğü Arapça geometri (hendese) ile meşgul olan, geometri bilen kişi anlamına gelmektedir.